AHLAK VE HUKUK ARASINDA SIKIŞAN KÜRTAJ (Makale)

ÖZET

Günümüz toplumlarında sadece genel olarak kabul görmesi nedeniyle ahlak kurallarının hukuk olarak dayatılması yaygın bir görüştür. Kürtajın ahlaki bakış açısından değerlendirilmesi kadının toplumda anne olarak kodlanması sorunsalıyla başlar. Bunun yanı sıra cenin toplumsal ahlak kuralları çerçevesinde çocuk olarak tanımlanır. Kadının bir birey olarak görülmediği bir toplumda kadının bedenine ilişkin kararı tanınmaz hale gelir. Bu durumda kürtaj, toplumda anne olarak görülen kadın ile çocuk olarak görülen ceninin haklarının yarışması kıskacında kalır. Kürtaj hakkının bir hak olarak görülmemesi karşısında hukukun konumu bu makalede incelenecek ana araştırma konusudur.

Anahtar Kelimeler: kürtaj hakkı, hukuk, ahlak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu

GİRİŞ

Kadının en baştan itibaren anne, doğurganlığın ise kadının aile içerisindeki en büyük yeterliliği olarak görüldüğü, doğurgan olmayan kadının küçümsendiği bir coğrafyada ahlaki dayatmaları kabul eden ceza kanunlarının kadınların haklarını korumasını beklemek dünyaya pembe gözlüklerle bakmak demektir.

Daha kendisi çocukken bile bir abla olarak, kardeşlerine bakması, göz kulak olması beklenen bir kız çocuğunun elbette ilerde iyi bir anne olması istenecektir. Aksi düşünülemez. Çünkü toplumsal olarak korunan değer yargıları1 kadını bir birey olarak değil “anne” olarak kodlamaktadır. “Kadının yeri evi, kocası ve çocuklarının yanıdır.” sözünün Anadolu halkı tarafından yaygın olarak kullanıldığını biliriz. Bu söz kadının iyi bir anne olmasını öngören ahlak kurallarının bir sonucudur. Kocasının yanında olmayan, çocuklarına annelik etmeyen kadın tasvip edilmez. Bir diğer yandan, anne olmak sadece evlilik birliği içerisinde hoş karşılanır. Evli olmadan çocuk doğuran kadın iffetsiz, çocuk ise nesebi belli olmayan çocuk olur. Bu durumda anne olma sıfatını veren gene ahlaki kurallardır.

Anne olmanın bu denli değer yargılarına bağlı olduğu bir toplumda olması gereken, hukukun bir anne olarak değil de “bir kadın” olarak bireyi korumasıdır. Annelik sıfatından ayrı kadının hak ve özgürlüğünün hukuki olarak tanımlanması, ahlakla sınırının çizilmesi gerekmektedir. Ancak ahlak dayatmasının etkin olduğu ülkemizde, Ceza Kanunları da tarafsız kalamamış, kürtaj düzenlemesinde, (kadının kendi bedenine ilişkin kararında) zaman bakımından sınırlamalar getirerek, daha bir birey olmamış cenini çocuk, gebe kadını da anne olarak görmüş, ahlaken kadını, hazır olup olmadığına bakmaksızın anneliğe sürüklemiştir.

MAKALENİN DEVAMI VE TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ…

Ankara Üniversitesi Hukuk Fak. Dergisi, 65 (4) 2016: 2047-2057

Makale: AHLAK VE HUKUK ARASINDA SIKIŞAN KÜRTAJ (Abortion:Stuck Between Law and Morality)

Yazar: Akasya KANSU KARADAĞ*

* Kadir Has Üniversitesi Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Araştırma Görevlisi, akasya.kansu@khas.edu.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir