KADINLARIN BAKIŞ AÇISINDAN KÜRTAJ (Makale)

Kürtajın 1983 Nüfus Kanunu ile yasallaşmış olması toplum sağlığı ve üreme hakları açısından önemli bir adımdır. Bu yazının amacı zaman içerisinde kürtaja başvurma yaygınlığındaki değişimi, yöntemin kadınlar tarafından algılanılışı ve gebeliğe son verme kararının alındığı koşulları Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları verisi ve doğurganlık konusunda kadınlarla yapılmış derinlemesine görüşmelere dayanarak gözler önüne sermektir. Çalışmamız Türkiye’de kürtajın yasallaşmasının kürtajın yaygınlığı üzerinde arttırıcı bir etkisinin olmadığını ve kürtajın yasal olsa da doğurganlığın kontrol edilmesinde gebeliği önleyici yöntem kullanımına bir alternatif olarak algılanmadığını, aksine kadınların gözünde pek çok şartın zorladığı bir son çare olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır.

GİRİŞ

İstenmeyen gebeliklerin düşükle sonlandırılması insanlık tarihiyle yaşıttır. Bu bilgi zaman içerisinde kadınlara has bir bilgi olmaktan çıkarak modern tıbbın olanakları ile birleştirilmiştir (King, 1998). Dünyanın başka ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar istenmeyen gebelik durumunda kürtaj2 yöntemine başvurmaktadırlar. Kürtajın Türkiye’deki yaygınlığı demografi ve sağlık alanında yapılan çeşitli araştırmalarla saptanmaktadır. Araştırmalar 1980’lerin sonunda Türkiye’de 100 gebelikte 20 civarında olan kürtaj oranının 20 yıl içerisinde istikrarlı şekilde azalarak yarıya düştüğünü göstermektedir. 2008 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması’na (TNSA-2008) göre, araştırma öncesindeki beş yıllık dönemde her 100 gebelikten 10’u kürtajla sonuçlanmıştır (HUIPS, 1989: 111 ve HÜNEE, 2009: 98).

Türkiye’de kürtajın yaygınlığı, gebeliği önleyici yöntem kullanımıyla ilişkisi ve doğurganlık düzeyiyle ilişkisi konularında önemli çalışmalar yapılmıştır. Bu konudaki ilk çalışma henüz kürtajın yasal olmadığı dönemde kürtajın yaygınlığını tahmin etmek üzere Tezcan (1980) tarafından yapılmıştır. Çalışmanın yöntemi de kürtajın yasal olmadığı durumlarda bilgi toplamaya yönelik geliştirilmiştir (Tezcan ve Omran 1981). Hancıoğlu (1997) tarafından Bongaarts’ın (1978) ara değişkenler modeli ile yapılan çalışmada 1983-1993 yılları arasında gebeliği önleyici yöntem kullanımı ve kürtajın doğurganlık üzerindeki etkisi incelenmiştir. Akın ve Bertan (1996), HÜNEE tarafından yapılmış 1993 Nüfus ve Sağlık Araştırması verisi ile isteyerek düşüklerin yaygınlığını çok değişkenli analiz yöntemi ile incelemişler, aynı çalışma Akın ve Enünlü (2002) tarafından 1993 Nüfus ve Sağlık Araştırması verisi ile tekrarlanmıştır. Kürtajı azaltmak için yöntem kullanımının artmasına duyulan ihtiyaç (Senlet ve diğerleri 2001a) ve yöntem kullanımının kürtajın azalmasına etkisini ortaya koymak üzere yapılmış çalışmalar da vardır (Senlet ve diğerleri 2001b). Bu çalışmalar da yukarıda adı geçen diğer çalışmalar gibi nüfus ve sağlık araştırmaları verisi ile oluşturulmuştur. Konu tez çalışmalarında da ele alınmıştır. Bu çalışmalarda nüfus ve sağlık araştırmaları verilerine dayanılarak kürtajın düzeyi (Akadlı,1985), kürtaj yapan kadınların sosyo-ekonomik özellikleri (Altun, 1995), kürtaj-yöntem kullanımı ilişkileri ve etnik kültürel faktörler (Çavlin Bozbeyoğlu, 2007) üzerinde durulmuştur. Gürsoy’un (1996) çalışması daha geniş bir bakış açısı ile kürtajın tarihsel, uluslararası ve kültürel arka planını ele alan ve Türkiye’de kürtaj kararının birey, aile ve devletle ilişkisini inceleyen bir çalışmadır.

Araştırmalar yoluyla kürtaja kimlerin karar verdiği, kürtaj için hangi sağlık kuruluşlarının tercih edildiği konularında da bilgi elde etmekteyiz. TNSA-2008 sonuçlarına göre kadınların yarısı kürtaj kararına eşleri ile birlikte, dörtte biri ise yalnız karar vermişlerdir (HÜNEE, 2009: 101). Her 10 kürtajdan 7’si özel sağlık kuruluşlarında gerçekleşmiştir (HÜNEE, 2009: 101). Kürtaj için çoğunlukla özel doktora başvuruluyor olunması, bu yönteme başvuranların yaygınlığının sağlık kuruluşlarından gelen kayıtlara göre tespit edilebilmesi olanağını ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca 1993, 1998 ve 2003 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları’nda kürtaj kararının nedenlerini anlamaya yönelik sorular da sorulmuştur. Şüphesiz toplum sağlığı ve sağlık hizmetleri alanlarında kürtajın kapladığı yeri anlayabilmek için, kürtaj konusundaki düşünceleri ve kürtaj kararının nasıl alındığını anlamak önemlidir. Bu kararın çok sayıda koşulun bir araya gelmesiyle alınıyor olması, niceliksel araştırmalar ile kürtajın algılanışını ve nedenlerini ortaya koymaya izin vermemektedir. Bu konuda niceliksel yöntemle alınan bilginin yetersizliği nedeniyle ilgili soruya 2008 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırma’sında yer verilmemiştir. Demografinin diğer ilgi alanlarında olduğu gibi kürtaj konusunda da niteliksel yöntemlerden yararlanmak, olguları bütünlüklü kavrayışımıza katkı sağlamaktadır (Bernardi ve Hutter, 2007). Kürtaja yönelik algının ve istenmeyen bir gebeliği kürtajla sonuçlandırmanın nedenlerini derinlemesine araştırmak amacı ile Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü tarafından 2002 yılında gebeliği önleyici yöntemler ve istemli düşükler konusunda niteliksel bir araştırma yapılmıştır (Çavlin Bozbeyoğlu ve diğerleri, 2003:57-79). Bu yazı nüfus ve sağlık araştırmalarından derlenmiş kürtajın yaygınlığını ortaya koyan göstergelerle oluşturulmuş bir arka planın ardından yukarıda sözü geçen niteliksel araştırmanın bulguları ışığında yazılmıştır. Niceliksel araştırmalardan elde edilemeyen nedensel analiziyle literatürdeki bu boşluğu doldurmayı hedeflemektedir.

Bu yazının iki temel amacı vardır. İlk amacı genelde nüfus politikalarındaki değişimin özelde ise kürtajın yasallaşmasının kürtajın yaygınlığı ile ilişkisini irdelemektir. İkinci amacımız ise kadınların kürtaj konusundaki düşüncelerini ve kürtaja karar verme süreçlerini değerlendirmektir. Yazımızda, bu amaçlarla ilişkili olarak, Türkiye’de kürtajın yasallaşmasının kürtajın yaygınlığı üzerinde arttırıcı bir etkisinin olmadığını ve kürtajın yasal olsa da doğurganlığın kontrol edilmesinde gebeliği önleyici yöntem kullanımına bir alternatif olarak algılanmadığını, aksine kadınların gözünde pek çok şartın zorladığı bir son çare olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır.

Çalışmamızın ilk kısmında kürtajla ilgili yasal düzenlemelerin önemini ve bu düzenlemelerin geliştiği demografik, sosyal ve iktisadi koşulları hatırlatmak üzere Türkiye’nin nüfus politikasındaki değişime yer verilmiştir. Bu kısımda Türkiye’de nüfus ve sağlık araştırmaları ile isteyerek düşük/kürtaj hakında bilgi toplanmış olan 1968 yılından itibaren kürtajın yaygınlığındaki değişim de ele alınmıştır. Ardından niteliksel araştırma verileri, kadınların kürtajın nasıl algıladıklarını ortaya koymaya yönelik olarak analiz edilmiş, kadınların görüşlerindeki farklılaşmalar kadınların kendi sözleriyle aktarılmıştır. Yazının son kısmı kürtaj deneyimi olan kadınlarla yaptığımız görüşmelerden yararlanarak yazılmış olup, kürtajın nedenlerini anlamaya yöneliktir. Görüşmeler kürtaj/isteyerek düşük deneyimi olan ve olmayan kadınlar arasında keskin sosyo-ekonomik farklılıklar olmadığını göstermektedir. Bu nedenle kürtajı olan ve olmayan kadınların farklı özelliklerini sıralamak yerine, kadınların istenmeyen gebeliklerini kürtajla sonlandırdıkları koşullar ortaya konmaya çalışılmıştır.

Makalenin devamı ve tamamı için tıklayınız…

Nüfusbilim Dergisi\Turkish Journal of Population Studies, 2012, 34, 51-67

Alanur ÇAVLİN * Sabahat TEZCAN** Banu ERGÖÇMEN***

* Öğretim Üyesi, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü

** Emekli Öğretim Üyesi, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü ve Halk Sağlığı Anabilim Dalı

*** Öğretim Üyesi, Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir